Empati Nerede Kayboldu?
Empati, bir başkasının acısını hissetmek değil sadece; onu ciddiye almaktır. Anlamaya çalışmak, dinlemek, acele hüküm vermemektir. Bugün tam da bunu kaybettik. Herkes konuşuyor ama kimse duymuyor. Herkes anlatıyor ama kimse anlamaya niyet etmiyor. Sanki empati, hayatın hızına yetişemediği için geride bırakıldı.
Artık acılar bile karşılaştırılıyor. Kimin acısının daha büyük olduğu tartışılıyor. Birinin yaşadığı, diğerinin yaşadığını gölgede bırakıyor. Oysa acının yarışı olmaz. Empati, tam da bu kıyasın reddidir. “Seninki de acı” diyebilmektir. Ama biz bunu unutalı çok oldu. Sosyal medya empatiyi artırması gerekirken, çoğu zaman köreltiyor. Görüyoruz ama durmuyoruz. Okuyoruz ama hissetmiyoruz. Bir başkasının yaşadığı zor an, birkaç saniyelik bir içerik gibi tüketiliyor. Beğenilip geçiliyor. Sonra yeni bir görüntü, yeni bir gündem. Bu hız, duygulara yer bırakmıyor. Empatinin kaybolduğu yerde dil sertleşir. İnsanlar birbirini kolayca incitir, cümleler düşünülmeden kurulur. “Abartıyorsun”, “herkesin başına geliyor”, “sen de çok hassassın” gibi sözler sıradanlaşır. Bu cümleler, karşımızdakini susturmanın en kolay yoludur. Ama susturulan her duygu, içte birikir ve bir yerden taşar. Bir toplumda empati azaldıkça yalnızlık artar. İnsanlar kalabalıklar içinde bile anlaşılmadığını hisseder. Yardım istemek zayıflık sayılır, dert anlatmak yük gibi görülür. Oysa empati, insanı güçlü kılan bir bağdır. O bağ koptuğunda herkes kendi kabuğuna çekilir. Empati kaybolduğunda adalet de yara alır. Çünkü anlamaya çalışmadığımız bir insan için adil olamayız. Dinlemediğimiz bir hikâyede doğru karar veremeyiz. Bu yüzden empati, sadece bireysel bir erdem değil; toplumsal bir gerekliliktir. Belki de empati bir anda kaybolmadı. Yavaş yavaş azaldı. Her “beni ilgilendirmez” dediğimizde biraz daha eksildi. Her acele yargıda, her kolay etiketlemede biraz daha uzaklaştı. En sonunda da yokluğunu fark etmez hâle geldik. Empatiyi geri getirmek büyük laflarla olmaz. Küçük duruşlarla başlar. Dinlemekle, söz kesmemekle, anlamaya niyet etmekle. Her şeye cevap vermek zorunda olmadan, sadece yanında durabilmekle.
Empati nerede kayboldu diye soruyoruz ya… Belki de cevap çok yakınımızda. Acelemizde, yargımızda, konforumuzda. Empati, zaman ister. Sabır ister. Biz vazgeçtikçe o da sessizce çekildi. Ama hâlâ geri dönme ihtimali var. Eğer gerçekten aramaya niyetliysek.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.