Hobi bahçesinde villa olmaz; peki ya bunlar? Bunlar ne olacak?
Bağ bahçe işlerine meraklı ve çevresinde çok sayıda hobi bahçesi sahibi olan biriyim…
Ankara’da özellikle Sincan ve Ayaş bölgelerindeki hobi bahçelerinin hemen hemen hepsini az çok bilirim.
Bu konularda oturduğu yerden ahkam kesenlerden değilim anlayacağınız.
Hep şunu söylemişimdir:
Doğada toprakla haşir neşir olmak, meyve sebze yetiştirmek, imarlı villa alacak parası olmayan vatandaşların da hakkıdır.
Özellikle büyükşehirlerde devlet bu ihtiyacı karşılamaya yönelik hiçbir adım atmayınca emlakçılar, müteahhitler boşluğu doldurdu.
Millet de aldı da aldı… Ve bugün kocaman bir sorun haline geldi. Çünkü bahçelerdeki yapılar kaçak. Arazi üzerine izinsiz yapıldı hepsi. Amma ve lakin… İşin bu noktaya gelmesinde devletin rolü var. Hem ihtiyacı karşılamayarak, hem de kaçağa göz yumarak rol üstlendi.
Bakın:
Her bir bahçe sitesinde, çoğu DSİ ruhsatlı su kuyusu var. Elektrik trafoları var. Doğalgazı olanlar bile var.
Tüm bunlar Hükümet’e rağmen mi oldu? Hükümet kamu ve özel kurumlar nezdinde “bu yapılar kaçak, buna asla müsaade etmeyin, elektrik, su, gaz, yol vermeyin” iradesi gösterdiği halde mi mantar gibi çoğaldı hobi bahçeleri?
Hayır.
Hükümet seyretti, hatta tasdik etti.
İmar Affı sürecini hatırlayın. Çevre Bakanlığı, hobi bahçesi sahiplerinin başvurularını da kabul etti ve bu kişilere Yapı Kayıt Belgesi verdi.
2018 öncesinde yapılmış ve Bakanlığın verdiği Yapı Kayıt Belgesi olan bir yapıyı nasıl yıkacaksın? Bu mümkün değil.
Velhasıl…
Yıkım haberlerine yönelik tepkiler üzerine Hükümet, meseleyi yeniden değerlendirme kararı aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı görevlendirdi. İlgili Bakanlar ve Meclis Grup Başkanı ile bir araya gelinip, mesele görüşülecek.
Bu durum bahçe sahiplerinde af ümidi doğurdu. Haliyle böyle işleri olmayan vatandaşlar arasında tepki sesleri de yükselmeye başladı. Onlar da haklı. Kaçak göçek iş yap, sonra afla yaptığın yanına kar kalsın. Yol oluyor. Tepkilerinde haklılar.
Dolayısıyla bir orta yol gerekiyor. Topyekun ne yıkım ne af; kimine yıkım kimine tescil belki…
Nitekim Hükümet’ten gelen ilk açıklamalar da bu yönde…
“Bahçe evlerine dokunulmayıp, villa tipi yapılar yıkılacak” deniliyor.
Topyekun yıkım da topyekun af da olmaz.
Evet ama nasıl ayrım yapacaksınız?
Buralardaki yapılar yürürlükteki kanunlara aykırı, yani hepsi kaçak. Yeni bir kanunla tüm bunları kaçak olmaktan çıkarsanız, sonrasında yapılacaklar ne olacak?
Çözüm gündemde ama nasıl bir çözüm, kriterler ne olacak, belge mi verilecek, ceza ile kayıt altına mı alınacak ve en önemlisi bunlar geçici mi/kalıcı mı olacak?
Düzenlemede, sadece villalar yıkılacak demek olmaz. Hukuken de siyaseten de bu mümkün değil. Villadan kastınız ne? Hangi yapı villla hangisi değil?.. Bir yapı kime neye göre villa veya değil, kime neye göre bahçe evi veya değil.
Bunları birbirinden ayırt etmek, kaçak yapılar arasında şu kalsın şu yıkılsın düzenlemesi yapmak o kadrar zor ki.
Nitekim tüm bu soruların cevapları belirsiz.
Hobi bahçelerinin bir ihtiyaç olduğu gibi sorun da net ama çözümü öyle kolay gözükmüyor.

***
Hobi bahçelerinde bir resmiyet, plan program olmadığından değişik görüntüler oluşmuş durumda.
Asıl amacı toprakla haşir neşir olmak, temiz hava almak, ailesiyle organik meyve sebze yetiştirmek, çocuklarını telefon tabletten uzak tutmakken, güneşten, yağmurdan korunmak için bir yapı yapmış olanlar var. Yapı amaç değil. Bu insanlar çoğunlukta ve en masumları.
Ama bazıları var ki, bahçede asıl amaçları ev olmuş. Küçücük bahçeye devasa lüks betonarme ev yapmış. Ekip biçme bahane ev şahane!
Diğer yandan gelir seviyesi yüksek kesimler için standart lüks yapılar yapılmış. Buralarda tarım marım yapılmıyor. Tertemiz evler sadece mangal yakmak için kullanılıyor.
Kimileri var ki devasa villalar içeriyor, havuzlu olanlar bile var.
Bir de örneğin Sincan’ın Anayurt, Ayaş’ın Gökler mahallelerinde durum çok vahim.
Bir görseniz bölgeyi; nasıl çirkin.
Dip dibe, derme çatma yapılarla dolu. 250-300 metre karelik bahçeye adam 100 metre kare temelli betonarme ev yapmış örneğin. Her birinin yanı başında devasa su depoları.
Bu manzarayı gören yıkıma karşı insanlar bile “bu kadar da olmaz ki” der.
Bunlar ne olacak mesela?
İstisnasız hepsine af demek, plansızlığı, çirkinliği kalıcı hale getirmek demek.
Bu tür yerler, bu tür yapılar nasıl ayırt edilecek? Birini yıkıp diğerini yıkmamak olmaz, o parseldeki tüm yapıları yıksanız yan parseldekiler ne olacak?
İnanın çok zor bir mesele.
Hükümet yıllarca ihtiyacı gidermedi, plansız, kaçak göçeği seyretti, göz yumdu. Şimdi önce “kanun neyse o, yıkılacak” dedi. Baktı tepki çok büyük, geri adım attı; yeniden bir değerlendirelim dedi.
Öyle merak ediyorum ki;
Bakalım nasıl bir çözüm yolu bulunacak.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.