• BIST 5.005,30
  • Altın 1075.667
  • Dolar 18.6377
  • Euro 19.6256
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 14 °C
  • Konya -1 °C

Komşu adabı yitiriliyor mu?

Buket Beslen

Dinimizde komşunun, komşu hakkının büyük bir yeri vardır. Komşu İslam toplumunun bağlarını güçlendiren, Müslümanca yaşamanın ayağını oluşturan önemli etkenlerden bir tanesi.

Nisa Suresi 36. Ayette “Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Şüphesiz ki Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez” buyurulmaktadır. 

Komşu adabında önemli olan ihtiyaç gözetmek, sevgiyle ve hoşgörüyle yaklaşmaktır. Büyüklerimiz bizlere komşu hakkının ve adabının önemini ev alma komşu al diyerek ne de güzel özetlemiştir. Ev almayın komşu alın başınız sıkıştığında kapısını gönül rahatlığıyla çalın. 

Günümüz alt yapısı incelendiğinde bu adabın yitirildiği açık ve net görülmektedir. Artık perdesini kapayanlar, kulağını tıkayanlar, komşusunun ihtiyaçlarını görmezden gelen ‘Aman bana gelmesin, aman benden yardım istemesin’ diyen insanlarla kaynıyor çevremiz.

Kentleşmeyle beraber artık ne yazık ki komşu kavramı tarihe karışmaya başladı. Tahammül, hoşgörü ve sabrın kalmadığı günlere şahitlik ediyoruz. Bırakın komşunun evinde veyahut kendi evimizde az yüksek bir sesin olmasından rahatsız olan insanları, a desek sorun çıkaracak insanlarla nefes alıp vermek zorunda kalıyoruz üstelik tamamen zorunluluktan. Yani komşu abadı hak getire. Komşu bir diğer komşusunun evinin önünden geçerken dahi selam vermiyor varın bu alt yapı içerisinde yetişip büyüyen çocukları siz hesaplayın.

Çocuk demişken ben küçükken hatırlıyorum da gecenin bir yarılarına kadar ailemle komşumuzun evinde hatta her gece bir komşuda olacak şekilde otururduk. Sohbet eşliğinde çayımız kaynardı. Beraber yenilir, içilirdi. Başımız sıkışsa, darda olsak bir koşu gider seslenirdik. Yani anlayacağınız bir derdimiz olsa ailemizden sonra bizi dinleyen ilk insan olurdu komşularımız. Ben bu çevrede büyüdüm, yetiştim, komşu ahlakını öğrendim. Şimdi kocaman boşluğun içerisinde komşuyu aramaktayım. Şimdi kapı çalmayı bırakın bir yerden bir yere gidecek olsanız veya komşunuz kapı ucunuzda olsa dahi arayıp haber vermeniz gerekiyor. Çat kapı kavramı diye bir şey şu an yok. Anlayacağınız komşuculuk randevu sistemine geçmiş. 

Hayat ne yazık ki önümüzden su gibi akıp gidiyor. Zamanı tutmamız imkânsız. Elle tutulur üç beş şeyin içerisinde gelen komşu hakkı, komşu adabı artık yok. Bundan birkaç yıl sonra bırakın yan komşunuzla tanışmayı başımız sıkıştığında kapısını bile çalamayacağımız günler geliyor. 

Annem der ki: ‘İki elin on parmağın varsa bu devirde başını kaşıyacaksın. Kimseye minnet etmeden yaşayacaksın’ Annem ben kendimi bildim bileli her ne kadar komşularla büyümüş olsam da bu cümleyi bir nasihat gibi bana işledi. Keşke yetişen her çocuğa bu ahlakı aşılamanın bir yolunu bulabilseydik fakat mümkün görünmüyor. Ne acı…
 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73