Ahmet Fidan

Ahmet Fidan

Oruçluya mı, olmayana mı saygı?

Oruçluya mı, olmayana mı saygı?

Sosyal, ekonomik ve dinî yönden toplumsal hayatta etkili ve ayrı bir yeri, anlamı ve güzelliği olan ramazan ayını geride bırakıyoruz, son günlerindeyiz. Müslümanlar, önceki yıllardan farklı bir ramazan idrak etti. Yılın en uzun günlerine denk geldi;  nerdeyse on sekiz  saat oruç tutuldu.

 Müminler günün uzun, kısa, sıcak veya serin olmasına aldırmadan oruçlarını tuttular, teravihlerini kıldılar, zekât, fitre ve yardımlaşmada adeta bir birleriyle yarışarak mali ve bedeni görevlerini yerine getirdiler. Bir araya gelmeleri hemen hemen imkânsız gibi görünen ve bir birlerini uzun süre görmeyenler iftar sofrasında aynı çorbayı iştahla kaşıkladılar.

Oruç ve ramazan,  saygının, edebin ve özellikle nefs terbiyesinin çok çarpıcı ve canlı bir örneği. Bir bakıma terbiye mektebi. Bir ay süresince oruç tutanlar her tür saygı ve hürmeti hak etmektedirler. Her ne hikmet bilinmez ama oruçlular için beklenile saygı, oruçsuzlar için beklenilmektedir.  Bunu anlamak ve yorumlamak son derece zor.

Ramazan dışındaki günlere göre nefsin bir takım istek ve arzularına karşı mücadele edilmektedir. Oruçlu, hele sigara tiryakisi ise sigaradan, yemekten içmekten kendini sakındırmaktadır. Nefs ile tam bir mücadele halindedir. İç dünyasında gün boyu adeta bir savaş halindedir. Amacı bu mücadelede Allah’ın rızasını kazanmak ve Rabbı’na yakınlaşmaktır.

Müslüman olduğu halde oruç tutmayan ve tutmadığını sırıtarak reklam edenler var. Bunlar da oruç tutmadıkları için saygı bekliyorlar. Müslüman olduğu halde oruç tutmayan birine neden saygı beklenir? “Aferin, iyi ki Allah’a isyan ediyor, alenen rezalet işliyorsun.  Devam et hayatın sonunda ödül olarak cehennem seni bekliyor.” Demek varken.

Ramazanın son günlerinde bu önemli nokta üzerinde düşünmek gerekmez mi?. Nefsinin esiri olarak tüm hayvani duygularıyla Allah’a isyanı alenen teşhir ederek, oruçlulara karşı akla gelen ve gelmeyen her tür terbiyesizliği sergileyen behimi bir duygu prototipine niçin saygı duyulacak?

Müslüman olduklarını söyleyip özürsüz ve açıktan oruç yiyenlere saygı duymak yerine çok acımak gerekir. Çünkü kendi öz iradeleri ile cehenneme hazırlanmaktadırlar. Müminler bir başka insanın cehenneme gitmesine asla razı değildir.

Efendiler, efendisi Ufuk Peygamber ve varlığımızın sebebi Hz. Peygamber’in yakın dostu, yol arkadaşı büyük insan Hz. Ebubekir’e isnat edilen bir söz vardır:

-“Ya Rabb! Ahirette benim vücudumu öyle büyüt öyle büyüt ki, beni cehennemine koy, benden başkası oraya kimse girmesin!”

Osmanlı toplumunda geniş bir din ve inanç hürriyeti egemendi. Müslim ve gayri müslimler bir arada yaşıyorlardı. Ramazan ayı gelince gayri müslimler çocuklarına açıkta yememelerini ve içmemelerini telkin ederlermiş.

Yıllar önce Nevşehir’de yedek subaylığım esnasında bir pazar günü Turist kafilesine rehberlik ettim. Turistleri meşhur Derinkuyu yer altı şehrine götürdüm. Yer altından çıkışları beklerken turistlerden birisi bana sigara ikram etti.  Kibarca “Oruçluyum.” Dedim ve reddettim. O zamanlar otobüslerde sigara içmek serbestti. Bana sigara ikram eden turist yüksek sesle öteki arkadaşlarını ikaz etti. “Rehberimiz oruç. Lütfen sigara içmeyiniz.”

 Elin gâvurunun bir oruçluya duyduğu saygıyı nezaketi ve inceliği yerlilerimiz ne sebep bilinmez göstermemektedir. Acı ama gerçek karşısında artık susmamak gerekiyor. Hem Müslümanım diyeceksin, hem sigara dumanını çevreye savurarak oruçlu insanları rahatsız edeceksin. Böyle bir Müslümanlığın kitapta yeri bulunmuyor.

G Ü N Ü N   H İ K M E T İ

“Oruç kalkandır.”

Hadisi şerif

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR