Savaş ve Çevre
Savaş, tanım itibarıyla “devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele” anlamına geliyor. Savaşlarda artık barutlu silahların yanı sıra biyolojik, kimyasal ve nükleer tehlikelerle karşı karşıyayız ve bu tehlike sadece savaşan ülkeleri değil, uzak-yakın çevresindeki tüm toprakları ve canlıları tehdit ediyor. Peki, savaş sadece bu tanımlara sıkışmış bir süreçten mi ibaret, yoksa savaşın öncesi ve sonrası da bizzat savaşın kendisi kadar yıkıcı mı?
Savaş sürecinin toplumlar üzerinde sosyoekonomik ve çevresel kayıplar yaratması için yalnızca bir silahlı eylemin fiili varlığı ile çatışmak gerekmiyor. Savaşa hazırlık ve savaş sonrası sürecin neden olduğu ve olacağı yıkımları da hesaba katmak gerekiyor. Savaşların çevre üzerindeki etkileri savaşma yöntemlerine göre değişiklik gösteriyor.
Çevresel kirlilik, savaşa hazırlık sürecinde başlıyor. Çevrenin savaşa uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, kullanılacak silahların denenmesi ve bu silahların üretimi aşamalarında başlayan tahribat, kurulması gereken düzenekler, cephaneler ve üsler için geniş arazilerin kullanılması ile genişliyor. Toprak, su ve havanın kirliliğine neden oluyor; o bölgedeki yaban hayatının yaşam alanlarını da tahrip ediyor. Sadece hazırlık sürecinin bile biyoçeşitliliğin azalmasına dek çeşitli tahribatlara neden olabildiği göz önünde bulundurulursa çevresel yıkımın düşündüğümüzden çok daha büyük olduğu görülebilir. Geçmişte silah deposu olarak kullanılan eski Doğu Alman topraklarının yaklaşık %4’ü hâlâ kullanılamıyor. Savaşların, canlılar üzerindeki zararlarının yanına bir de yok edilen ormanlar ve verimsizleşen topraklar yüzünden oluşan hammadde kayıpları ekleniyor. Bu tarz çevresel bozulmalar iklim değişikliğine neden oluyor ve birçok insan iklim/çevre mültecisi olmak durumunda kalıyor. Aktif savaş sürecinin ve uzun dönemli sonuçlarının iklim değişikliğine neden olmuş ve daha da olmaya devam edecek olması ciddi ve gerçek bir sorun.
Savaş yadsınamaz bir gerçek. Bu gerçekle yaşamaya alışmalı ve bunun etkilerine karşı da tedbirler almalıyız.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.