Hakan Şahin

Hakan Şahin

Sürekli tuzak

Sürekli tuzak

Yasama, yürütme, yargı erklerinden sonra dördüncü büyük güç olarak kabul gören medya her geçen gün insanları daha fazla kendisine bağımlı hale getiriyor. Teknolojik gelişmelere paralel olarak kendini yenileyen ve toplumu kuşatan bir yapıya sahip. Medyanın gücünü vurgulamak açısından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz gecesi Face Time üzerinden CNN Türk canlı yayınına bağlanıp halkı sokağı davet çağrısını hatırlatmak yerinde olacaktır.  Bu gelişme kalkışmanın gidişatını değiştiren etkenlerden biri oldu.

Radyo, televizyon, internet, yazılı basın derken akıllı telefonların piyasaya çıkmasıyla medyanın etkisi süreklilik kazandı. Teknolojiyle birlikte bu kadar kolay ulaşılabilir olmasının yanında aşırı bir bilgi kirliliğine de yol açıyor. Hangi bilginin doğru hangi bilginin yanlış olduğu insanların dikkatini çekmiyor. Günümüz tüketim kültüründe insanlar karşılaştıkları mesajı olduğu gibi kabul edip tüketiyor. Teknolojik gelişmeler insanlara çabukluk, kolaylık, faydalı ve kusursuzluk gibi özelliklerde sunuldu. Buradan beslenen medya kendinin sorgulanmasını bertaraf ediyor. 

Ülkemizde en etkili kitle iletişim aracı bütün teknolojik gelişmeler rağmen hala televizyon. Çünkü insanların ekonomik gelir düzeyi ne olursa olsun her evde en az bir televizyon bulunuyor. Gazete, internet gibi içerik edinmek için bir ücret gerektirmediği için de önemini yitirmiyor. Televizyon en çok zihinleri temiz ve açık olan çocukları etkisi altına alıyor. 

Türkiye’de yapılan araştırmalara göre çocuklar günde ortalama 5 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Böylesine uzun bir süre medya içeriklerine maruz kalan çocuklar, ebeveynlerinden çok ekranları görüyor. Böyle olunca da medyanın yetiştirdiği çocuklar olarak toplum şekilleniyor. Dünyada medyanın etkileri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla medya okuryazarlığı kavramı geliştirildi. Medya okuryazarlığı eğitimi çocuklara ders olarak okullarda verilmekte. Bu ders batı ülkelerinde zorunlu dersler kapsamına alındı. Türkiye’de medya okuryazarlığı 2007 yılında gündeme geldi fakat gereken düzenlemeler hala yapılabilmiş değil. Mevcut olan müfredat kapsamında medya okuryazarlığı dersi seçmeli ders olarak ortaokullarda okutuluyor.

2015-2016 eğitim-öğretim yılında 4 milyon öğrencinin bu dersi seçmesi olumlu bir gösterge. Medya okuryazarlığı dersini okutan öğretmenler genellikle sosyal bilgiler ve Türkçe branş öğretmenleri. Seçmeli ders kapsamındaki bu dersi ek ders ücreti karşılığında branş öğretmenleri okutmakta. Bu öğretmenlerin tam olarak medya okuryazarı uzmanı olamamalarından kaynaklı olarak kaliteli bir öğretim yapılamıyor.

Değerler eğitimi üzerine yoğunlaşan ve sosyal kültürel etkinliklere ağırlık veren Milli Eğitim Bakanlığı bunları tamamlayan üçüncü saç ayağı durumundaki medya okuryazarlığını etkin kılmalıdır. Medya okuryazarlığının ihmal edilmesi, gençliği korumak için yapılan çalışmaların en önemli yönünü görmezden gelmek demektir. Ülkemizde seçmeli derslere adeta boş ders muamelesi yapılmakta ve öğretmenlerce etkin kullanılamamaktadır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı medyanın olumsuz içeriklerinden ve yanlış yönlendirmelerinden korumak istiyorsak medya okuryazarlığı dersini zorunlu olarak okullarda etkin bir biçimde vermeliyiz.  Bu dersi verecek olan öğretmenler de İletişim Fakültesi mezunu pedagojik formasyon edinmiş olan ehil kişilerdir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR