Serhan Yetkinşekerci

Serhan Yetkinşekerci

Yapay zekâ tartışmasında kim haklı?

Yapay zekâ tartışmasında kim haklı?

Son günlerde teknoloji dünyasında en büyük tartışma konusu yapay zekâ.
Malumunuz, Facebook geçenlerde yapay zekâ projesinin fişini çekiverdi. Çünkü ürettikleri yapay zekâ, bir başka yapay zekâ ile kendi dilini oluşturdu. Hiçbirimizin bilmediği bu dil üzerinden iki yapay zekânın birbiriyle iletişim kurması Facebook’u korkuttu ve şak diye kapattılar sistemi.

HANGİSİ HAKLI?

Şu anda teknoloji dünyası ikiye bölünmüş vaziyette. Bir taraf, yapay zekânın insanlığın ilerlemesine katkı sunacağını savunurken diğer taraf, yapay zekânın kontrol edilemeyeceğini ve bu yüzden çok tehlikeli olduğunu söylüyor.
Örneğin Zuckerberg’e göre, yapay zekâ teknolojisinden bu kadar kolay vazgeçmemeliyiz. Bu teknoloji hepimizin dünyasında çok önemli bir katkı sunabilir.
Ancak teknoloji dünyasının bir başka babayiğidi Tesla’nın CEO’su Elon Musk’a göre, kanunlar bu işe sınır koymalı, aksi takdirde başa çıkamayız.
Bu iki karşıt görüş bana Person of Interest dizisini hatırlattı. Baştan sona izlememekle beraber, oradaki mevzunun temelinde de bu tartışma yatıyor. Finch adlı üstadımız, yapay zekâyı tasarladıktan uygulamaya geçirdikten sonra onun kullanılmaması gerektiğine karar veriyor. O da Musk gibi düşünüyor. ‘Sürekli gelişime açık ve karşı konulamaz bir dehanın üstesinden gelebileceğini düşünmek, yalnızca insana has bir kibirdir’ sözleriyle tehdidi güzel ifade ediyor. (Finch %100 haklı. Aksini iddia edenin alnını garışlarım)

KONTROLÜ ZOR BİR SİLAH

Ulen, prizden fişini çektiğim alet mi bana hükmedecek demeyin. Bugün evlerimizde kullandığımız akıllı buzdolabından televizyonuna kadar her şeyi size saldırı amaçlı kullanabilecek bir siber dünyadayız. Amerika’da bu yöntemle gerçekleştirilen son saldırı, ülke ekonomisinde milyar dolarlara mal oldu.
Hali hazırda dünyanın en iyi poker oyuncusunu canlı yayında mağlup edebilen bir robottan bahsediyoruz. Birkaç yıl sonra kaydedilecek ilerlemeyi kimse tahmin bile edemiyor. Gelinen noktadan ziyade varılacak olan nokta insanları endişeye sevk ediyor.
Ancak insanoğlunun gözü kara. Belki de az önce bahsini ettiğimiz kibirden, belki de ilerlemeye duyduğu arzudan, açlıktan. Hangisi olduğuna siz karar verin.

İNANALIM MI?

Yapay zekâdan korkulmaması gerektiğini söyleyenlerin argümanı da şu: Bu teknoloji dünya ekonomisine trilyonlarca dolarlık katkı sağlayacak.
Uluslararası danışmanlık şirketi PWC’ye göre, yapay zekânın katkılarıyla ekonomi 2030 yılına gelindiğinde olması gerekenden %14 daha fazla büyüyecek. Yani dünya 13 yılda 15,7 trilyon dolar kâr edecek. Çünkü Yapay zekâ sayesinde verimlilik artacak, ürün kalitesi artacak ve tüketim artışı yaşanacak. En büyük ilerleme de sağlık sektöründe kaydedilecek. Ardından sırasıyla; otomotiv, finansal hizmetler, ulaşım, lojistik, iletişim ve eğlence geliyor.
Ancak bazı soruların cevabını veremiyorlar. Mesela, bu 15,7 trilyon dolar nasıl dağılacak? Ne kadar adaletli olacak? Olmayacağı kesin. Bu konuda karamsarım. Cevap aradıkları bir soru daha var: Acaba elde edilen gelirler işsizlik fonu oluşturulabilir mi? Yapay zekânın işsizliği beraberinde getireceği besbelli. Çözümü ise henüz ortada yok. Ama harıl harıl çalışıp cevabı arıyorlar.
Gördüğünüz gibi, Amerika’da bu konu üzerine yapılan tartışmalar benim yaptığım gibi dizilerden ya da bilim kurgu filmleri üzerinden değil, ekonomik gerçekler üzerinden yapılıyor.
Dünya giderek daha hızlı dönmeye başladı. Değişimin kendisi bile değişmeye başladı. Çünkü eskisinden çok daha hızlı cereyan eder oldu. Marx’ın yabancılaşmasının farklı bir versiyonu ile karşı karşıyayız. Postmodern dünya hayli garip dostum.
Teknolojinin geldiği nokta hem hayranlık uyandırıyor hem de ürkütüyor.
Ancak boş verin bunları.
Hep beraber hoşaf içelim biz.
İyi gelir.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR