Dil İstilası
İngilizce başlangıçta Britanya İmparatorluğu’nun siyasi genişlemesine koşut bir şekilde yayılmaya başlamıştı ancak zamanla siyasi sınırların çok ötesinde bir yayılım göstererek dünyanın pek çok yerinde eğitim, bilim, ticaret, endüstri, diplomasi ve turizmde en yoğun kullanılan dil haline gelmiştir.
Bugün artık İngilizce farklı dillere sahip çok büyük bir kitlenin ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilen kapsayıcı bir dil olma yeteneğine sahiptir. Ancak İngilizcenin bilim ve eğitim dili olarak küresel boyuttasağladığı imkânlar, diğer alanlardaki imkânlardan daha fazladır. O sebeple dünyayla bütünleşmek ve bilimsel alanda söz sahibi olmak isteyen üniversite yönetimleri ve bilim adamları hem eğitimde hem de bilimsel yayınlarda İngilizceyi tercih etmektedir. Oldukça pragmatik görünen bu tutum diğer dillerin yükseköğretimden ve akademik dergilerden dışlanmasına sebep olmaktadır.
Türkiye’de İngilizcenin yayılımı üzerine pek çok değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmelerin önemli bir bölümü İngilizcenin Türkçe söz varlığı üzerindeki olumsuz etkisine odaklanmıştır. Özellikle yeni terimler üretilerek bilim dilindeki yozlaşmanın önüne geçilebileceği düşünülmüştür. Oysaki durum burada tespit edilenin çok ötesindedir. Terimler konusunda yeterli çalışma yapılmış olmasına rağmen Türkçenin üniversitelerde öğretim dili olarak kullanımı ve Türkçe bilimsel yayın sayısı azalmaktadır.
Artık İngilizce haricinde bir dille ortaya konan verilerin yeterince “bilimsel” kabul edilmemesi veya İngilizce yayınların daha “önemli” görülmesi sebebiyle Türkiye’deki bilim insanları çalışmalarını İngilizce olarak yayımlama eğilimindedir. Diğer taraftan öğrenciler de küreselleşen dünyanın ve daha iyi bir hayatın anahtarı olarak gördükleri İngilizce eğitimi talep etmektedir.
Son dönemde ortaya çıkan veriler Türkçenin yükseköğretimde ve bilimsel yayınlarda hızla alan kaybettiğini ve dünyadaki diğer dillerle paralel bir şekilde kaçınılmaz sona doğru ilerlediğini göstermektedir. Toplumun önemli bir bölümü İngilizcenin özellikle bilim ve eğitim alanında dil hiyerarşisinin en tepesine yerleşmesini tabii karşılamış ve içselleştirmiştir. Bu duruma itiraz edenler ise daha ziyade kültürel motiflere veya Türkçenin sahip olduğu özelliklere yoğunlaşarak asıl sorunu teşkil eden dilsel emperyalizmin yıkıcı uygulamalarını gözden kaçırmaktadır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.