• BIST 2.438,84
  • Altın 964.455
  • Dolar 16.1904
  • Euro 17.3519
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 27 °C
  • İzmir 33 °C
  • Konya 26 °C

Eski SSK Hastaneleri

Ali İLKBAHAR

Gece karanlıkta yola çıkar, sigorta hastanesine gider tedavi olmak için kapılardaki görevlilerin sıra listesine kendimizi yazdırırdık. Daha sonra da sabah namazı toprağın üzerine ceketini serer sabah namazını kılardı. Listeye yazılmak için ne kadar erken gelsen bile sıra 25 ile 30 dan başlar. Hava aydınlanmaya başlayınca hastanenin bahçesi dolardı. Ağır hastalar yerlerde yatar. Eşi veya anne babası başında olur. Ne kadar aç olursan ol, aç gelmemizin gerektiğini söylerlerdi. Onun için de içimiz kıyılır ama bir simit bile yiyemezdik.

Kapılarda içeriden görevliler kimseyi içeri almazlardı. Bütün kapılar kilitli arkasında görevliler açmazlardı. Yaz kış ne olursa olsun o kapılar yüzüne kapalı idi. Bu arada 8.30-9.00 arası görevli doktor diye bazılarının yanında hasta da olurdu onlara kapıdakiler tarafından içeri alınırdı.

Bahçede oturanlar, yatanlar, ağır hastalar saat 9 u beklerdi. Bazen de yerde yatan ağır olanlara muayene nasip olmaz oradan kaldırılırlardı.

İlk muayene için doktor sırasına girerdik. Çok kalabalık olduğundan, bazen sıralarda iyice sıkıır, terlerdik. Gece karanlığı ile başlayan maceramız ilk günü mesai bitimine yakın doktor sırası gelirdi. İçeri girerdik. Yüzlerce hastaneye gelen hastalara muayene eden doktorların yüzün üzerindeki hastası olurduk. Yüzümüze bakmadan:

-    Neyin var? Neren ağrıyor?
-    Ayakta duramıyorum başım ağrıyor vs.
-    Tamam.     

Der elimize bir kağıt verirdi. Kayıt sırasına girerdik, bize sıra gelmeden mesai biterdi. Yarın sabah yine gelin sıraya kaydınızı yaptırın, derlerdi. Eğer bir simit alabilirsek dünyalar bizim olurdu. 

2. gün kayıt numarasına girerdik. Kaydı yaptırır, ilaç sırasına girer fiyatlandırma sırasını ya yetiştirir veya 3.güne kalırdı. 
3.gün gene gece karanlığında gelir ilaç sırasına girerdik. Mesai bitmeye yakın ilaç sırası gelirdi. 
İlacı veren üç ilaç verse birini yazılanı verir. İkisini yok muadilini veriyoruz der. Onu alırdık. 3. Günün sonunda ilaca kavuşur onu doktora tekrar göstermesi gerekirdi. Eğer sıra gelmeden mesai bittiyse 4. Gün gelmez ilacı doktora göstermeye gelmeden aklımıza göre kullanırdık. Bu arada hastanenin bahçesinde yatanlardan muayene olmadan kaldırılanlar olurdu.

Sigorta hastanesinden başka bir hastaneye muayene olamayız. Hiçbir eczaneden ilaç alamazdık. Özel hastaneyi bilmezdik. Zaten gidemezdik de. Eczaneler ilaç vermediği için de eczanelerde işimiz olmazdı. Randevu alma gibi işler hiç olmazdı. Paran varsa doktorun yazıhanesine giderdik. Paran varsa eczaneden ilaç alırdık. Sağlık ocağına gidemezdik hele hele aile hekiminin adını yıllar sonra duyduk.
Şimdi, randevu alıyorsun, istediğin yerden ilacını alıyorsun. Aile hekimin var. İhtiyaç olduğunda ambulans geliyor. Her hastaneye gidebiliyorsun. 

Üç günlük kan ter içinde sıkışa sıkışa ezilerek girdiğimiz sıralar artık yok. Sıra yüzünden, hastaneye gitmemek için hastalığımızı söylemezdik. 

Şimdi olmak istedikleri ülkelerden daha ileride şehir hastaneleri, özel hastaneler, ambulanslar, hatta helikopter ve uçak ambulanslar var. Beklemek, sıra yok, telefonla randevu alıyorsun, görüşüyorsun. İstediğin eczaneden ilacını alıyorsun. Olmadı aile hekimine gidiyor veya telefonla muayene ilaçların halloluyor. 

Bütün bunlara rağmen hiçbir şey değişmedi diyenlere şaşıyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73