Hiç şaşırmadım; belliydi zaten
Çok şükür, sıra eşcinselliği teşvik eden sözde dernek ve yöneticilerine geldi.
Önceki gün başlatılan soruşturmaları bir ebeveyn olarak büyük bir memnuniyetle karşıladım.
Adalet ve emniyet teşkilatımızı, bu iradeyi canı gönülden tebrik ediyorum.
Soruşturmalar kapsamında KAOS GL gibi sapkın örgütlerin yöneticileri ve bağlantılı oldukları kişiler gözaltına alınmış.
Elde edilen bilgilere göre, bu LGBT dernekleri yurt dışından fonlanıyormuş.
Sitemizde yer alan haberde “ABD Dışişleri Bakanlığı, Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkeler, LGBT derneklerinin organizasyonları sonucu gerçekleşen cinsiyet değiştirme ameliyatlarını fonlamış” bilgisi aktarıldı.
Hiç şaşırmadım; belliydi zaten.
Devlet üzerine düşeni yapıyor, inşallah. Bu daha başlangıç olmalı. neler var neler daha… Tüm bu pislikler temizlenmeli, yenilerine geçit verilmemeli.
Aileler, veliler olarak bizlere de görevler düşüyor.
Bu konuda Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Emir Kaya’nın müthiş tespitleri var.
Sizlerle paylaşmak istiyorum:
"LGBT aklı, bağışıklık geliştiren bir virüs gibi sürekli yeni kamuflajlarla çocukların zihnine girebilmektedir. Çocuklar nasıl tek başına denize bırakılmıyorsa tek başına ekran karşısına da bırakılmamalıdır."
Prof. Dr. Emir Kaya, LGBT eylemlerinin ve kimliğinin kasten teşvik edildiğini, bir yandan gıda, ekran ve ideoloji kanallarıyla LGBT'nin yayıldığını, diğer yandan da yaygınlığın çok ötesinde teşvik edilerek hiç kimsenin karşı koyamayacağı boyuta ulaşmasının istenildiğini söylüyor.
Bu hedefin arkasında LGBT örgütleri ve insanlığı dönüştürmek isteyen odaklar olduğunu belirten Prof. Kaya, bu odakların amaçlarının insan nüfusunu azaltmak, cinsiyet rollerini merkeze alan geleneksel dünyayı yok etmek, geleneksel dünyanın sacayakları olan din, dil, kültür ve kimlik unsurlarını ortadan kaldırmak olduğunu kaydediyor.
Söz konusu odakların böylece insanları çok kolay güdülür ve şekillenir hale getirerek, nihayetinde etkisiz bir insan varlığı oluşturabileceğini belirten Kaya, "Dünya ve insanlık bir operasyon sahası olarak görülmektedir. Operasyonun adı da LGBT'dir. Kısacası LGBT gündemi organik değildir. Kasıtlı, planlı, çok iyi hesaplanmış bir sosyo-kültürel saldırı kanalıdır" diyor.
Prof. Kaya, sermayeyi yükselten ideolojilerin ve odakların LGBT'yi teşvik eden odaklarla aynı olduğunu düşünüyor.
Paranın durduğu yerde değil, kullanıldığı yönde güç olduğunu vurgulayan Kaya, şunları söylüyor:
"Gücün doğasında olası rakipleri zayıflatma isteği vardır. Şuurlu insanlık, dünyayı oyun alanı olarak görenlerin doğal rakibidir. İnsanlığı tüketim yoluyla zayıflatanlar, ekranlarla zayıflatanlar, bağımlılıklarla zayıflatanlar, cinsellik pompalayarak zayıflatanlar hep aynı odaklar. Ana motivasyon, insanlığı zayıflatmaktır. Bunu kim ister? İnsanlık karşısında kim kendini tehlikede hisseder? Sayısı az, parası çok gruplar. Kitlelerin değerlerini, inançlarını, direncini kırarak kendileri için daha seçkin, daha güvenli bir dünya kurmak isteyenler var."
Prof. Kaya, tüm dünyada geleneksel toplumsal değerlerin cinsiyetin içine kodlandığını ve aile aracılığıyla taşındığını aktararak, "Aile hayatının kötü olarak gösterilmesi, bu odaklar için hem bir hedeftir hem de bir sonuçtur. Bir yandan kadın-erkek arası muhabbeti düşmanlaştırıcı sinsi politikalarla bozarlar, diğer yandan da 'bakın, karşı cins işte böyle sorunlu' derler. Kadın-erkek ahengi bozulursa diğer tüm toplumsal değerler hızla çözülür ve o ülke artık işgal edilmiştir" diyor.
Dijital platformlar ve medyada LGBT tarzı içeriklerin sıkça işlenmesine ve bunun etkilerine de değinen akademisyen, Netflix gibi dijital platformlarda LGBT'yi özendiren içeriklerin önlenmesi için alınabilecek önlemler konusunda şönları kaydediyor: "Cumhurbaşkanına hakaret, Atatürk'e hakaret gibi duyarlılık konularında ne yapılıyorsa aynısı yapılmalıdır. LGBT aktivizmi, bir milli güvenlik ve milli refleks meselesidir. Bunu anladıktan sonra atılacak adımlar kendiliğinden netleşir."
Prof. Dr. Kaya, LGBT'yi normalleştirici ve yaygınlaştırıcı izlenim veren her şirketin, platformun ve oluşumun TCK’daki "müstehcenlik suçuna" destek olduğuna dikkat çekiyor.
Bunların ticari, idari ve adli yaptırımlara maruz bırakılması için yasal çerçevenin oluşturulması gerektiğini ifade eden Kaya, şöyle diyor: "Aksi halde çocuklarımızı, gençlerimizi düşman ordusuna asker yazdırmış oluruz. Bizi biz yapan her kıymeti küçültecek nesiller yetiştirmiş oluruz."

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.