• BIST 4.957,77
  • Altın 1059.969
  • Dolar 18.6295
  • Euro 19.5475
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 10 °C
  • İzmir 9 °C
  • Konya 3 °C

İslâmîleşmek

Halil Yılmaz

İslâm’a ait olan her şey İslâm’ın malıdır, İslâm’a aittir. O, ne Arap kültürü ve geleneğidir ne de başka bir milletin özel mülkiyetidir.

İslâm şeriatının uygulandığı memleket sadece orada yaşamakta olanlarla sınırlandırılmamış, başka yer ve yörelerde yaşamakta olan Müslümanların da vatanıdır ve o ülkenin vatandaşlık hakkından yararlanırlar. Bu İslâmî hukuk umdesi de gösteriyor ki; İslâm, kavim ve ırk esası üzerine inşa edilmiyor; bilakis böyle ırkçı ve kavmiyetçi yaklaşımları şiddetle reddediyor. 

Elbette bu, milliyet gerçeğini inkar ve iptal anlamına gelmiyor. Kavim ve ırkın üstünde bir oluşumun millet kabında tecellisi mânâsına geliyor.

Fert de, millet de şeriata bağlılığı, ihlâsı ve ona hizmeti nispetinde değer kazanıyor.

Arap kültür, medeniyet ve geleneğine karşı çıkma bahanesiyle, açıktan karşı olmadığı veya olamadığı İslâm’a veya İslâm’ın bazı hakikatlerine karşı çıkmanın hatta düşman olmanın gizli niyetini görüyoruz. 
Ezanın ve ibadet dilini Türkçeleştirme düşünce ve teşebbüsü bunlardan sadece biridir. 

Tarih boyunca milletimizi İslâm yüceltmiş yahut milletimiz İslâm’la yücelmiştir. Tekrar yücelmek ve o ihtişamlı adalet ve hakikiliğe erişmek gibi ulvî bir derdi ve ideâli olan her aklı başında kişi, o "yücelticiyi" bozmadan, tahrif ve tahrip etmeden benimser. 

Bu tür teşebbüsler milletini sevmek ve onu yüceltmek sonucunu değil, hem milletine ve hem de dinine en büyük kötülüğü yapmak anlamına gelir. 

Yine dil meselesi de böyledir. Dilimizi bozacak, kural ve kaidelerini tahrip edecek, onun iç disiplinini, özünü yitirtecek her türlü teşebbüs de aynı ihanet kapısına çıkar. Diğer yandan düşünce, fikir ve sanat eserleriyle yerlileşen (Türkçeleşen) ve artık Türkçe olmuş kelime ve deyimleri yabancı kökenli diye dışlamaya kalkıp lisanımızı budamak da bir dil suikastı olmaktan başka bir şey değildir. 

Günümüzde ve yakın geçmişte her gün yüzlerce Frenk kökenli kelimelere gıkını çıkarmadığı halde, artık Türkçeleşmiş Arapça ve Farsça kelimelerden rahatsızlık duyanların bu tavrı ya cahilliklerinden yahut hainliklerinden ileri gelmektedir. 

Demem o ki; İslâmîleşmek, ne Araplaşmaktır ve ne de Fârisileşmektir. Onun tek ve gerçek adı vardır; yine, İslâmîleşmektir!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73