Merhameti Unutmamak
Hayatın hızlandığı, insanların birbirine daha kolay ulaşabildiği bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanla saniyeler içinde iletişim kurabiliyoruz. Fakat bütün bu iletişim imkânlarına rağmen bazen birbirimize karşı daha uzak, daha tahammülsüz ve daha kırıcı hâle geliyoruz.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan biri şu:
Merhameti unutuyor muyuz?
Merhamet, insan olmanın en temel değerlerinden biridir. Bir insanın acısını anlayabilmek, onun sıkıntısını önemsemek, düşene el uzatmak, güçsüzü korumak ve hata yapan kişiye karşı hemen öfkeye kapılmamak... Bunların hepsi merhametin farklı yüzleridir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın rahmetinin genişliğinden söz edilir. Peygamber Efendimiz de hayatı boyunca merhameti sadece sözleriyle değil, davranışlarıyla göstermiştir. Çocuklara karşı şefkatli olmuş, yaşlıları gözetmiş, yoksulları korumuş, yetimlere sahip çıkmış ve insanların hataları karşısında affediciliği ön plana çıkarmıştır.
Peygamberimizin hayatına baktığımızda merhametin yalnızca insanlara karşı değil, hayvanlara ve bütün canlılara karşı da gösterilmesi gereken bir değer olduğunu görüyoruz.
Bu bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Merhamet, insanın gücünü değil, karakterini gösterir.
Güçlü olduğumuz zaman bir başkasına zarar vermemek her zaman kolay olmayabilir. Elimizde imkân varken bunu yalnızca kendimiz için kullanmak da mümkündür. Fakat gerçek güç, sahip olduğumuz imkânları başkasının hayatını güzelleştirmek için kullanabilmektir.
Merhamet Evde Başlar
Merhameti uzaklarda aramaya gerek yok. Merhamet önce evimizde başlar.
Anne babamıza karşı kullandığımız sözlerde, eşimize karşı davranışlarımızda, çocuklarımızla konuşma biçimimizde, kardeşlerimize karşı gösterdiğimiz sabırda ve aile içinde birbirimizin hatalarını nasıl karşıladığımızda merhamet kendini gösterir.
Bazen dışarıdaki insanlara karşı son derece nazik davranırken kendi evimizin içinde kırıcı olabiliyoruz. Oysa insanın gerçek ahlakı, en yakınındaki insanlara nasıl davrandığında ortaya çıkar.
Bir çocuğun yaptığı hatayı bağırarak düzeltmek kolaydır. Fakat onun hatasını anlamaya çalışmak, sabırla anlatmak ve yeniden denemesine fırsat vermek merhamet ister.
Merhamet eden, sadece karşısındaki insanın hayatını güzelleştirmez; kendi kalbini de güzelleştirir.
Belki de bu yüzden merhameti unutmamak, insanlığımızı unutmamaktır.
Bugün yapabileceğimiz en güzel şeylerden biri, hayatımızdaki bir insana karşı biraz daha anlayışlı olmak, biraz daha sabretmek ve biraz daha merhamet göstermektir.
Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı olan şey büyük bir yardım değil, ona:
“Seni anlıyorum, yalnız değilsin.”
diyebilecek merhametli bir kalptir.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.