• BIST 3.553,85
  • Altın 1020.751
  • Dolar 18.5682
  • Euro 18.2529
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 18 °C

Psikolojik operasyonlar

Halil Yılmaz

Yaşadığımız modern çağ aynı zamanda bir enformasyon çağıdır. Bir diğer tabirle bilginin yegâne güç olduğu, bilgi akışını kontrol edebilenin hâkimiyet kurduğu bir düzen. 21. Yüzyılda savaşlar artık tanklarla tüfeklerle değil, algı yönetimi yoluyla psikolojik savaşlar olarak devam ediyor. Algı yönetimi kavramının ortaya çıkış serüvenine baktığımızda görürüz ki bu terimin mucidi ABD Savunma Bakanlığıdır. Bakanlık terimin tanımını da şu şekilde yapmaktadır: Hedef kitlelerin tutum, davranış ve mantık duygusunu etkileyerek, hedefleyen kitlenin çıkarları doğrultusunda kullanılacak unsur hâline getirmeyi amaçlayan bir iletişim disiplinidir. Evet, bu tanıma bakarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, yoğun algı savaşlarına maruz kalıyoruz. Algımızı yönetenlerin ürettiği kavramlarla düşünüyor, onların kavramlara yüklediği anlamlarla hadiseleri okuyoruz. Böylece onların standartlarına göre biçimlenen bir kafa yapısına sahip oluyoruz. Bu savaşta en büyük silahları ise medya oluyor. Bugün medyanın cemiyete ve fertlere olan etkisi öyle bir hâl almıştır ki bizler için tehlike çanları çoktan çalmaya başlamıştır. Sosyal medya sayesinde küreselleşen bir dünyayla karşı karşıyayız. Sosyal medyada yayılan bir bilgi anında küresel bir boyut kazanmakta ve dünyanın öteki ucunda ki olaylar dakikası dakikasına takip edilebilmektedir. Bu bilgi akışını bize sağlayan kaynaklar ise algı savaşında gücü elinde bulunduranlardır. Bunu yaparken de gayet basit bir plan izlemektedirler; hedef kitlenin iknası için evvelâ hedef kitle analiz edilir. Yani zayıf ve güçlü yanları tespit edilir. Duruma göre de bir slogan üretilir. Pasif alıcı durumunda olan bizler de verilmek istenen mesajı rahatlıkla alırız. Bu algı savaşında zayiatımız o kadar ağır ki; ahlâkımız, kişiliğimiz, insanlarla ve doğayla olan ilişkimiz, hayal gücümüz medya patronlarının çizdiği naylon sınırlar dışına çıkamıyor. Medyanın kirli yayın politikası, ürettiği popüler kültürle ahlâkî genetik yapımızı gözler önünde harap ediyor. Bize öğrettiği doğru ve yanlışlarla çevremizi ve hatta kendimizi yargılıyoruz. Ahlâksızlık zemini üzerine inşa edilmiş insan ilişkilerini dayatarak ilişkilerimizi belli kalıplara sokuyorlar. Doğduğumuz aya bakarak kiminle anlaşıp kiminle zıtlaşacağımızı söylüyorlar. Doğayı yaşanamaz ve vahşi addedip yaşam alanımızdan çıkarıyorlar ve kapitalizmin buyruğu gereği doğal kaynaklara ulaşmamızı engelleyerek bize fahiş fiyatlarla satıyorlar. Verebileceğimiz örnekler sayfalar dolusu uzar gider. Velhasıl medyanın kolaylıkla yönlendirebildiği kitle olmaktan çıkıp oluşturulan algılara göre değil, gerçeklere göre hareket eden birey olmak tek çözümümüzdür. Ve bunun yolu da İslâmî bir bilinçle yıkanmak ve arınmaktan geçer. Zira zihnimizde ki prangaları kırıp bizi bir et parçası olmaktan kurtaracak ve özgür kılacak olan; bizi esfel-i safilinden çıkarıp âlâ-yı iliyyîne yükseltecek olan; kula kulluktan kurtarıp yeryüzüne halife kılacak olan yalnızca İslâm'dır.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73