Vahit Aldı

Vahit Aldı

Evrensel Anayasa

Evrensel Anayasa

Bu sayımızda geçen hafta bahsettiğimiz Evrensel Anayasa'yı konuşacağız. Bir devlet ya da millet için anayasa, tüm yasa ve uygulamalara temel teşkil eden, toplumun kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal tüm ihtiyaçlarını karşılayan, toplum vicdanında kabul gören, milli ve kutsal değerlerle tam bir uyum içinde olan, istikrar ve dinamizm arasında bir dengeye dayanan hukuki bir belge olmalıdır, Ulusal ama evrensel özelliklere sahip olmalı, ebedi ilkeler içermeli, tavizsiz olmalı, ancak esnek hükümlerle yerel bağlama kolayca uyarlanabilmelidir.

Sosyolojik olarak, 'anayasalar halkın vicdanını yöneten kutsal değerlerdir'. Ancak, anayasada böyle bir hüküm yoksa, anayasayı ihlal ettiği için ulusal vicdanın işkence görmesine gerek yoktur. Özellikle bir devlet, milli ve kutsal değerlere aykırı, milletine ve kültürüne yabancı bir madde ile bir milleti veya bir halkı zorla veya hile ile yönetmeye kalkıştığında, sadece ülkeyi anarşinin kucağına atmakla kalmaz, daha da vahimi, halkın hukuk anlayışını ve hukuka saygısını da yok eder. Anayasaların söz konusu esnekliği mazluma değil zalime karşı kullanılmalıdır. Yine günümüz anayasalarında bu esneklik cezadan kaçmak için kullanılabilmektedir. Devlet mazlumu değil, zalimi korumalıdır. Yukarıda tartışıldığı gibi, tarihte ve günümüzde çelişkili anayasalar olduğunu gözlemlemek kolaydır.

Tarihte siyasi yürütmenin devlete ve onun kutsal değerlerine saygı duyduğu, hak ve hukuk ilkelerine samimiyetle inandığı ve kendisini halk gibi bu ilkeler çerçevesinde hareket etmekle yükümlü hissettiği mutlu dönemler olmuştur. Türk ve İslam tarihi bunun örnekleriyle doludur. Büyük Halife Hazreti Emel'i ve büyük Han Fatih Sultan Mehmet Han'ı tebaasıyla birlikte adaletin karşısında ayakta tutan hukuk ilkelerine saygı duygusu devlete hayat verir. Bugün adalete ve anayasaya inanç kalmamış, güvensizlik ve kargaşa artmış, insanlar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya çalışmaktadır. Ne yazık ki bugün dünyada pek çok anayasa sahte. Anayasalar, yönetenlerin ve yönetilenlerin vicdanlarında ve yaşamlarında yer bulamayan, gerçek hayatta yaşamayan ve nefes almayan kalın, yaldızlı kağıtlardan biraz daha fazlasıdır.

Siyaset sosyoloğu Maurice Duverger bu durumun farkına vararak şöyle demiştir: 'Genel olarak siyasi rejimler pratik işlevlerinden ziyade hukuki biçimlerine göre sınıflandırılma eğilimindedir. Bu fikir, yöneticilerin eylemlerini anayasal hükümlerle uyumlu hale getirmeye çalıştıkları daha mutlu zamanlarda doğru olabilirdi. Ancak bugün, hukuk ve gerçek, metin ve ruh, mevzuat ve uygulama arasındaki uçurum giderek genişlemektedir.

Dünyada var olan anayasalar tamamen göstermeliktir ve tanımladıkları rejimlerin ülkede olup bitenlerle hiçbir ilgisi yoktur. Anayasalar mevcut rejimleri gizlemek için bir perde görevi görür." Bu kriz o kadar büyüktür ki, inancın yerini şüphe, milli ve toplumsal vicdanın (maşeri vicdanın) yerini sınıf çatışması duygusu, milli ve kutsal hukuk ilkelerinin yerini felsefi düşünceler, anayasaya inanan kadroların yerini parti programına göre yetişmiş insanlar almıştır Dünyanın genişlemeye devam edeceğine inanıyoruz. Dünyaya baktığımızda belki de tüm insanlık için yaklaşan bir anayasa krizi var. İnsanlığın, yönetenlerin de yönetilenlerin de anlayacağı bir anayasaya, hak, hukuk bilinci ve sorumlulukların bireyin ve toplumun vicdanını kutsal ateşiyle yakıp ışığıyla yıkadığı bir anayasaya ihtiyacı var.

Çeşitli ihtiraslardan, çatışmalardan ve kişisel hırslardan doğan bir belge asla anayasa olamaz. İnsanlığın serüveni, bu şekilde oluşturulan bir belgenin er ya da geç yok olacağını göstermektedir. Bize göre tüm uluslar ve insanlık değişmez, yüce, kutsal ve evrensel bir anayasa arayışındadır.

Bu anayasa, insanları Allah'tan başkasına kul etmeyen, ebedi saadetin kapısını açan, milletleri inkâr etmeden kardeş kılan, onları barış içinde hak ve hakikate hizmet yarışında tutan, onları mükemmel ve özgür kılan, karakterlerini koruyan, insanlık ailesinin onurlu üyeleri yapan ve yönetme hakkını bir ayrıcalık değil ateşten bir gömlek haline getiren bir anayasa olmalıdır. Anayasa öyle bir anayasa olmalıdır ki Bu felsefe ve bilinçle geleceğe bakmalı ve insanlık için evrensel bir anayasa oluşturmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR