Bedirhan Şahin

Bedirhan Şahin

Fenerbahçe’ye Yine Hasret Gözüktü

Fenerbahçe’ye Yine Hasret Gözüktü

Bazı maçlar vardır; skor tabelası ne yazarsa yazsın, insanın içinde başka bir sonuç kalır.

Dün gece Fenerbahçe’nin sahasında 1-1 biten Lyon maçından geriye de bana göre yalnızca bir beraberlik kalmadı. Yıllardır beklenen Şampiyonlar Ligi özleminin yeniden kapıya kadar gelip, tam içeri girecekken geri dönmesi kaldı. Diyebilirsiniz ki daha bitmedi, bir maç daha var.

Ama bence bitti. Fenerbahçe’nin nasibine yine hasret kaldı. Yine özlem kaldı.

Tribünler doluydu. İnsanlar inanıyordu.

Yılların hasretiyle formasını giyen, atkısını boynuna dolayan, takımına ses veren binlerce taraftar vardı. Maç öncesindeki koreografi, aslında Fenerbahçe taraftarının ne kadar büyük bir hayal kurduğunu anlatıyordu.

Peki, sahada ne vardı?

Ne yazık ki tribünün coşkusuna denk düşen bir futbol yoktu.

Ve insanın canını en çok da galiba o yakıyor.

****

İsmail Kartal…

Sezon başında adın açıklandığında sevinenlerden biriydim. Çünkü seni Fenerbahçe’nin başında yalnızca bir teknik direktör olarak değil, kulübün ruhunu bilen bir isim olarak görüyorduk.

99 puanlık sezon hâlâ hafızalarda.

O günlerde takımın ne oynadığını, futbolcuların ne istediğini, taraftarın ne beklediğini bilen bir İsmail Kartal vardı.

Şimdi ise kenarda başka bir İsmail Kartal görüyorum.

Daha mesafeli.

Daha inatçı.

Daha fazla kendi kararlarına güvenen ama sahadaki gerçeklere biraz daha az kulak veren bir hoca…

Hocam, Asensio meselesini taraftar bile çözdü. Sen çözmekte geciktin.

Tribünlerin ısrarı olmasa Asensio’yu oyuna bile almayacaktın.

Bir teknik direktörün kendi planına sadık kalması anlaşılabilir. Fakat bazen tribünlerin sesi, kenardaki tabeladan daha doğruyu söyler.

Muriqi ve Talisca’nın aynı anda sahada oluşu da takımın dengesini bozdu.

Talisca çıktı.

Peki, neden Vedat?

Elinde Lukaku gibi bir alternatif varken, etkisiz kalan oyuncuyu 85. dakikaya kadar sahada tutmanın futbol aklıyla izah edilmesi kolay değil.

****

Evet, Lyon karşısında bir maç daha var.

Futbolda hiçbir şey bitmeden “bitti” denmez.

Ama mesele yalnızca Lyon değil.

Mesele, Fenerbahçe’nin sahada ne yaptığı.

Mesele, takımın hangi planla oynadığı.

Mesele, teknik heyetin maç içerisinde neyi değiştirebildiği.

Ve mesele, taraftarın umut bağladığı takımın neden her kritik maçta bireysel yeteneklere mahkum kaldığı.

İsmail Hocam…

Sen eskiden bu takımın babasıydın.

Şimdi ise sanki biraz fazla patron olmuşsun.

Kızma.

Bu bir hakaret değil.

Bir Fenerbahçeli olarak içimde biriken hayal kırıklığının cümleye dönüşmüş hali.

Çünkü Fenerbahçe’nin iyi bir şoföre ihtiyacı var.

Elinde Ferrari varken hâlâ vites kolunu arıyorsan, problem arabanın motorunda değildir.

****

Yönetime de sözüm var:

Henüz hiçbir şey kaybedilmiş değil.

Lig var.

Avrupa var.

Sezon var.

Ama yanlışta ısrar etmenin de bir maliyeti var.

Fenerbahçe’nin kaybedecek zamanı yok.

Bir karar alınacaksa bu kararın bir an evvel alınması gerekir.

Ve son olarak…

Dün gece bir an düşündüm.

“Jorge Jesus bu takımın başında olsaydı ne olurdu?”

Bilmiyorum ama güzel şeyler olabilirdi. Elindeki sınırlı kadroyla Fener’deki oynattığı futbol akıllardan çıkmazken, böyle bir kadro ile yapabileceklerini siz düşünün.

Sözün özü; Fenerbahçe taraftarı artık güzel ihtimalleri değil, sahada karşılığını görmek istiyor.

Çünkü Fenerbahçe’de umut etmek güzeldir.

Fakat umutla oynayan bir takım görmek, her şeyden güzeldir.

Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.