• BIST 2.443,77
  • Altın 975.604
  • Dolar 16.7259
  • Euro 17.4609
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 16 °C

Irkçı, İkiyüzlü, İnsanlıktan Nasibini Almamış Avrupa

İsmet TAŞ

Rusya-Ukrayna Savaşı bütün hızıyla devam ederken, savaştan daha öldürücü, insanlığı felakete götüren, insani değerleri temelden yok eden, var olan gerçeklerde tek tek su yüzüne çıkmaya başladı. 

Irkçılık...

Evet, Irkçılık savaştan daha öldürücü! Savaşı hiç bir Allah'ın kulu istemez ama şu veya bu nedenden, haklı veya haksız durumlardan dolayı savaşlar çıkar. Genellikle de masum, suçsuz savaşı asla onaylamayan insanlar ölür veya yaralanırlar. Yerleşim merkezleri yakılır, yıkılır, talan edilir, insanların hayatları kararır perişan olurlar. Savaş bir insanlık suçudur. Öncelikle bunun altını çizelim.

İnsanlık, tarih boyunca en acımasız savaşlara şahit olmuş, savaşın nasıl bir felaket olduğu gerçeğini görmüş ama buna rağmen birbirlerini yok etme düşüncesinden asla vaz geçmemişlerdir.

Bütün bunlara rağmen savaş sonrası insanlar yaralarını sarmış, acılarını dindirmeyi bilmiş, gelişme ve medeniyet yolunda ilerlemeye devam etmişlerdir. Özellikle milyonlarca insanın öldüğü İkinci Dünya savaşından sonra, ot dahi bitmeyen ülkeler bugün dünyanın en ileri ülkeleri haline gelmişlerdir. Özetle savaşın sonuçları acı da olsa, zor da olsa, yapılanlar yıllar geçse de unutulmasa da bir şekilde onarılıyor. 

Ama ırkçılığın açtığı felaketler, yaralar, acılar, asla unutulmaz. Irkçılık insanlığın felaketidir. Barış zamanında da savaş zamanında da sürekli olarak ırkçılığın insanlık dışı davranışlarını görebiliriz.

Irkçılık asla vatan sevgisi ve milliyetçilik ile karıştırılmamalı. Vatan sevgisi,  milli ve manevi değerlere bağlı kalmak, sahip çıkmak imandandır. 

Oysa ki ırkçılık; kişinin, kendi soyunu, kabilesini, milletini, ırkını, dilini, dinini diğer ırklardan üstün görmesi, diğerlerini ise hor ve aşağı görmesi durumudur. Irkçılık, fertler ve toplumlar arasında kin, nefret, haset, husumet ve düşmanlık duygularını yeşertir, körükler. Fertler, kabileler ve toplumlar arasında fitne ve fesadın çıkmasına, toplum huzurunun ve barışının bozulmasına, terör anarşi, kargaşa ve hatta iç savaşların çıkmasına neden olur.

Ve en önemlisi ırkçılığın telafisi de, onarılması da mümkün değildir. Tarihin akışına baktığımızda, savaşların çıkışlarının ana nedeninin ırkçılık olduğunu görürüz. İnsanoğlu bulunduğu her konumu bir üstünlük nişanesi, diğer insanları ise aşağılık bir durumda görerek kendi üstünlüğünü kabul ettirmek için ya savaşlara başvurmuş ya da o insanlara yıllar süren eziyet, işkence, zulüm ve katliamları reva görmüştür. (Afrika’dan ABD ye getirilen köleleştirilen zenciler, yıllar süren zenci-beyaz kavgası, Kızılderililerin soykırıma uğraması, köle tüccarlığı, ülkelerin sömürülmesi, Türk ve İslam ülkelerinde yapılan katliam ve soykırımlar vs ) 
Irkçılık hortladı deriz ama ırkçılık hep vardır. Sadece zaman zaman üstü örtülür ve her defasında da en acımasız şekilde ortaya çıkar. İşte Rusya-Ukrayna Savaşında ki son durum; Batının feryadı, "Sarı saçlı, mavi gözlü, Hıristiyan insanlar ölüyor" "Kapılarınızı ve kuçaklarınızı onlara açın, bu savaşı hemen durdurun". “Araplara, zencilere geçit yok” vs.

Bu çığlık, en modernininden en çağdaşına, en cahilinden en okumuşuna, en alt kademedeki insandan, en üst makamdaki insana varıncaya kadar, Batı'nın semalarında çınlamaya devam etmektedir. Yani senin insan olman önemli değil, hangi dinden, hangi ırktan, hangi mezhepten olduğun önemli.

Çağdaş medeni Avrupa! Bu özelliğini yani, "tek dişi kalmış canavar" olduğunu bir kez daha göstermiş, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri gibi kavramların ancak kendi insanları için geçerliği olduğunu dünya ya bir kez daha haykırmışlardır. 

Dün, Suriyeli, Iraklı, Afganlı, Sudanlı, Myanmarlı, Türkistanlı, Filistinli yani ırki veya dini olarak kendilerinden olmayan Türk ve Müslüman olanları, ya göz göre göre ölümlerine neden olmuşlar ya da aç, susuz, evsiz, barksız insanlık dışı hayat şartlarına mahkum etmişler, ülkelerine girmemeleri için ellerinden geleni yapmışlardır. 

Irkçılık zehiri ile zehirlenenler; bu insanların en tabi hakkı olan, insan hak ve özgürlüklerini, demokratik haklarını çok görmüşler, hiç bir ölüm onların yüreklerini sızlatmamış, yumuşatmamıştır. Bu ne gaddarlık, bu ne zalimlik, bu ne insanlık dışılık. Hatta bununla da yetinmemişler zaman zamanda kendilerinden olmayanları soykırıma uğratmışlar, özgür dünya! Güya demokrasinin beşiği Avrupa, üç maymunu oynamıştır. 

İnsanlığın felaketi, savaşlara bile taş çıkartacak Irkçılık belası başka nasıl söylenir, nasıl anlatılır, nasıl ifade edilir siz karar verin. 

Peki bu zehirin, bu felaketin, bu insanlık dışı anlayışın pan zerihi yok mu!?

Elbette var. Irkçılığın pan zerihi; İslam'dır. İslam'ın özünde var olan sevgidir. Hangi, dil, din, ırk, mezhep veya milletten olursa olsun yaratılanı Allah için sevmektir. Allah'ta, O'nun Peygamberi de bunu emreder. İslam ırkçılığı kesin bir dil ile yasaklamıştır. 

Allah Kitabında; "Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Hem de sizi şubelere ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Şüphesiz ki, Allah katında en şerefliniz takvada en ileride olanınızdır." (Hucurat 13) "Bütün mü'minler kardeştir; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a gönülden saygı besleyip O'na karşı gelmekten sakının ki O'nun rahmetine erişesiniz." (Hucurat 10)

Peygamberimiz (S.A.V);" İnsanlar, şunu iyi bilin ki; Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir." (ibn Hanbel) "Kim ırkçılık propagandası yaparak veya kabileciliğe ırkçılığa destek vererek yoldan çıkmış bir topluluğun bayrağı altında öldürülürse, onun ölümü cahiliye ehlinin ölümü gibidir."'(Müslim) "Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen bizden değildir." (Ebu Davut)
Ve Mehmet Akif ile noktayı koyalım;
"Hani milliyetin, İslam idi... Kavmiyet ne?    
Sarılıp, sımsıkı dursaydına milliyetine..
Arabın Türke, Lazın Çerkeze yahut Kürde;
Acemin Çinli’ye rüçhanı mı varmış? Nerde?
Müslümanlıkta "Anasır mı olurmuş? Ne gezer,
Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber."

    İsmet Taş – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı
    Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73