Kalbe Dokunan Din
Din, yalnızca belli zamanlarda yapılan ibadetlerden ibaret değildir. Din, insanın kalbiyle, diliyle ve davranışlarıyla yaşadığı bir ahlak bütünüdür. Namazla şekillenir, ahlakla tamamlanır, merhametle anlam kazanır.
Dinin özü, insanı insan yapan değerleri diri tutmaktır. Kuran’ı Kerim, imanı hayattan koparmaz, hayatın merkezine yerleştirir. Rabbimiz şöyle buyurur. Şüphesiz ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. (Ankebût, 29/45) Bu ayet, ibadetin sadece bir görev değil, insanı dönüştüren bir eğitim olduğunu gösterir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), dini ahlakla özetlemiştir. Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Bu söz, dinin nihai hedefinin kalp terbiyesi olduğunu açıkça ortaya koyar.
İbadet eden ama kırıcı olan bir insan, dinin ruhunu eksik yaşamış demektir. Günümüz dünyasında insan çok şeye sahip ama huzura yabancı. Kalabalıklar içinde yalnız, imkânlar içinde mutsuz. Bunun sebebi, kalbin ihmal edilmesidir. Oysa din, kalbi merkeze alır. Kin tutmayan, affeden, umut eden, şükreden bir kalp inşa eder. Din, zorlaştırmak için değil; kolaylaştırmak için vardır. Efendimiz (s.a.v) bu gerçeği şu sözle dile getirir. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın müjdeleyin, nefret ettirmeyin. (Buhârî, Müslim) Bu ölçü, hem din anlatımında hem de din yaşayışında temel bir ilkedir.
Gerçek dindarlık, sadece Allah’a karşı değil, insanlara karşı da sorumluluk bilinci taşımaktır. Komşuyu gözetmek, yetimin başını okşamak, kul hakkından sakınmak dinin vazgeçilmezlerindendir. Çünkü kul hakkı, affı en zor olan hesaptır. Dinin hayatla bağı koparıldığında geriye şekil kalır, ruh kaybolur. Oysa iman, insanı diri tutar. Sabırla sınar, umutla ayağa kaldırır, dua ile teselli eder. Mümin bilir ki her sıkıntı geçicidir, baki olan Allah’ın rızasıdır. Bugün dine en çok ihtiyaç duyulan yer, kalplerin kırıldığı, merhametin azaldığı alanlardır. Bir gönlü onarmak, bir yarayı sarmak, bir insana umut olmak, belki de en büyük ibadettir. Çünkü Allah, kulunun kalbine bakar.
Sonuç olarak din, hayata yük değil, hayata anlam katan ilahi bir rehberdir. Onu doğru anlayan, dünyada huzuru, ahiret te kurtuluşu bulur. Kalbe dokunan bir din, insanı da toplumu da iyileştirir. Gerçek dindarlık, sadece Allah’a karşı değil, insanlara karşı da sorumluluk taşımaktır. Komşusu açken tok yatan, yetimi görmezden gelen, dilini incitmekten korumayan bir insan, ibadetlerini yerine getirse bile dinin ruhunu eksik yaşamış olur. Çünkü kul hakkı, hesabı en ağır olan sorumluluktur. Modern çağda insanın en büyük imtihanlarından biri kalabalıklar içinde yalnızlaşmasıdır.
Teknoloji gelişmiş, imkânlar artmış, fakat kalpler yorgun düşmüştür. İşte din, bu yorgun kalplere merhametle dokunur. Dua ile teselli eder, sabırla güçlendirir, umutla ayağa kaldırır. Kuran bu umudu şöyle dile getirir Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. (Zümer, 39/53)

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.