Zaman İlerledi, Acı Yerinde Kaldı
Takvimler yine 6 Şubat’ı gösteriyor. Aradan üç yıl geçti ama saatler hâlâ sabaha karşı 04.17’de takılı kaldı. Uykunun en savunmasız anında gelen o sarsıntı, yalnızca şehirleri değil, zaman duygusunu da yerle bir etti. Üçüncü yıl dönümünde sorulan soru aynı: Unutuldu mu? Hayır. Çünkü bazı acılar takvim yapraklarıyla eskimez, hatırlanmaz; hep oradadır.
6 Şubat 2023 sabahı Kahramanmaraş Pazarcık merkezli yaşanan büyük yıkım, ardından Elbistan’da gelen ikinci depremle birlikte bir coğrafyanın kaderini yeniden yazdı. Beton yığınlarının altına kalan yalnızca insanlar değildi. Yarım kalan hayaller, söylenemeyen cümleler, ertelenmiş mutluluklar da enkazdaydı. Bir vedayı erteleyenler, bir sabaha umutla uyanacağını sananlar, artık aynı hikâyenin sessiz kahramanları oldu.
Bu topraklar, tarih boyunca sarsıntılara yabancı olmadı. Yüzyıllar öncesinden bugüne, nice şehir yerle bir oldu, nice can toprağa karıştı. Fay hatları susmadı, yer kabuğu dinlenmedi. Anadolu, sabrı kadar acısıyla da anıldı.
***
Üç yıl önce yaşanan felaket, geniş bir coğrafyayı karanlığa gömdü. Hatay’dan Adıyaman’a, Maraş’tan Malatya’ya uzanan bir hatta gece gündüze karıştı. Yollar yarıldı, havaalanları sustu, şehirler kendi içine kapandı. Enkaz başlarında geçen saatler, dakikalar değil; ömürden kopan parçalar gibiydi. Bir ses duymak, bir nefes hissetmek için beklenen o uzun sessizlik, insanın içine çöken ağır bir gölgeydi.
O günlerde karanlığın içinden ışık da çıktı. Bir el, bir battaniye, bir sıcak çorba; bazen bir bakış, bazen tek kelimelik bir umut… Türkiye tek yürek oldu. Yaşlısı genci, çocuğu yetişkini elindekini paylaştı. Sınırların ötesinden gelen destek, acının evrensel bir dili olduğunu bir kez daha gösterdi. Enkaz altından gelen mucize haberleri, yorgun kalplere kısa da olsa nefes aldırdı. Saatler 72’yi, 100’ü, 150’yi geçerken hayata tutunanlar, umudun rakam tanımadığını fısıldadı.
***
Üç yıl sonra geriye dönüp bakıldığında değişmeyen bir gerçek var: Deprem hâlâ bu ülkenin kaderi değil, gerçeği. Asıl sınav, sarsıntıdan sonra değil, sarsıntıdan önce veriliyor. Bilinen riskler, söylenen uyarılar, yazılan raporlar… Hepsi bir yerde duruyor. Sorular da orada: Yeterince hazır mıyız? Yeterince ders aldık mı?
Bugün enkazların yerinde yeni binalar yükseliyor olabilir. Fakat kalplerde açılan boşluk, betonla dolmuyor. Üçüncü yılında 6 Şubat, yalnızca bir anma günü değil; sessiz bir çağrı. Unutmamak, alışmamak ve hatırladıkça sorumluluk almak için.
Çünkü bazı sabahlar vardır; güneş doğsa bile içimizde gece kalır. 6 Şubat, o gecenin adıdır. Ve o gece, hâlâ bitmedi.
Vesselam...

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.