• BIST 2.864,25
  • Altın 1038.865
  • Dolar 17.9312
  • Euro 18.392
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 29 °C
  • İzmir 30 °C
  • Konya 29 °C

İslâm’da Reform Hareketleri

Halil Yılmaz

Batı dünyasının, İslâm âlemi hakkında şöyle bir tespiti var: ‘’Bizim için birinci derecede tehdit olan ve oluşturan yegâne medeniyet İslâm medeniyetidir; yani İslâm’dır. Bu tehdidin bertaraf edilmesi kaçınılmazdır. Şimdilerde biz (batı uygarlığı) onları tarih dışına atmış ve oraya hapsetmiş olsak da, bir süre sonra o, oradan çıkacak ve eskisi gibi bizi tehdit etmeye ve hatta tarihte olduğu gibi bizi sindirmeye çalışacak ve belki de bunu başaracaktır. Bu tehdidin ve tehlikenin önüne geçebileceğimiz ve sonsuza kadar tehdit ve tehlike olmaktan çıkaracağımız bir başka metod gerek.’’ 

Batı son birkaç yüzyıldır bu büyük keşfin peşine düştü. Netice olarak bu tehlikenin ancak İslâm’da tahrif ve reform hareketleriyle gerçekleşebileceği hükmüne vardı. Bunun için önce İslâm’ın hemen hemen tüm esaslarında şüphe uyandırmak gerekecekti. Bunu da, felsefenin sunduğu "kafa karıştırıcı"  fikir ve diyalektik ile gerçekleşebileceğini veya gerçekleştirmek gerektiğini belirlediler. 

İslâm tarihinde, ümmet içinde, özellikle itikadî ve fıkhî karmaşa ve kargaşa çıkartmış sapkın ve şaşkın kimseler ve onların fikirleri vardı. O kimselerin fikirleri daha o zamanlar çürütülüp tarihin çöp sepetine atılmıştı. Çünkü o dönemde bunların ipliğini pazara çıkartan İmam-ı Gazâlî gibi âlim ve mütefekkirlerimiz vardı. Şimdiyse o zamanların Gazâlileri ve onun güçlü itikada sahip toplumu ne yazık ki yok. Dolayısıyla mezara gömülen bu düşünceleri tekrar meydana çıkaran ve onlarla İslâm ümmetinde yeniden fitne oluşturan ifsad komitesi hayli türemiş vaziyette. Bunun ismine de, İslâm’da modernleşme adı verilmektedir.

Bu projeye uygun adamlar zaman içinde, toplumların yozlaşmasına paralel bir şekilde yetişti ve yetiştirildi. Cemalettin Efgânî, Muhammed Abduh, Reşit Rıza... Bu isimler her fırsatta zehirlerini etrafa yayarak taraftar topladılar; ve vahyi, âyetleri, hadis ve sünneti sorgulamanın metodu olarak, mezhep imamları başta olmak üzere, bütün ehli sünnet saygın âlimleri tedavülden kaldırmakla işe başladılar. Günümüzde hâlen daha Mevdudî, Hamidullah, Seyyid Kutup, Muhammed İkbâl gibi daha nice reformistlerin eserleri tercüme edilip bolca dağıtılmaktadır. Ne acı ki, bu eserlere ciddi derecede rağbet gösterilmektedir.

Türkiye'de de bu düşüncenin tilmizliğine soyunan adamların sayısı pek fazladır. Mustafa İslamoğlu, Mustafa Öztürk, Caner Taslaman bunlardan birkaçıdır. Yaptıkları yayınlarla, yazdıkları kitaplarla tarihimizin hiçbir döneminde ve devrinde rastlanmadık derecede ehli sünnete saldırmaktadırlar. Ve her geçen gün bu tehlike daha da artmaktadır. Bazı ilahiyat fakültelerinde yuvalanan bu haşereleri meydana çıkartıp, köklerini kurutacak mukaddes bir hamleyi nereden ve kimlerden bekleyelim? Ebubekir Sifil, İhsan Şenocak, Hüseyin Avni Hocaefendiler gibi azınlıkta kalan değerli zatlar da olmasa, vay hâlimize…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73