Şükretmenin Bereketi
İnsan hayatı boyunca sayısız nimet içinde yaşar, fakat çoğu zaman elindekilerin kıymetini ancak onları kaybetme ihtimaliyle karşılaştığında anlar. Sağlık, aile, huzur, dostluk, güven içinde yaşamak, bir lokma ekmek bulabilmek hatta nefes alabilmek bile aslında büyük bir nimettir. Ancak insanın nefsi, sahip olduklarından çok sahip olamadıklarına odaklanmaya meyillidir. İşte bu noktada şükür, insanın kalbini dengeleyen ve ruhunu huzura ulaştıran en önemli manevi anahtarlardan biri hâline gelir.
Şükür sadece dil ile Elhamdülillah demek değildir. Gerçek şükür, insanın kendisine verilen nimetlerin farkında olması, onları değerli görmesi ve o nimetleri doğru şekilde kullanmasıdır. Bir insanın sağlığını koruması, bilgisini faydalı işlerde kullanması, malını ihtiyaç sahipleriyle paylaşması da şükrün bir parçasıdır. Çünkü nimet, değer bilinirse bereketlenir. Kuran’ı Kerim’de Allah Teâlâ, Eğer şükrederseniz nimetimi artırırım buyurmaktadır. Bu ayet, şükrün bereketini açıkça göstermektedir.
Bereket sadece malın çoğalması değildir. Bazen az bir kazançla huzurlu yaşamak, küçük bir sofrada mutluluğu bulmak ya da dar zamanda bile iç huzurunu kaybetmemek de berekettir. Nice insanlar vardır ki çok mala sahiptir ama huzuru yoktur. Nice insanlar da vardır ki imkânları sınırlıdır ama gönülleri zengindir. İşte bu farkı oluşturan şeylerden biri şükürdür. Şükreden insan hayata daha olumlu bakar. Sürekli eksiklerini düşünen insan mutsuz olurken, sahip olduklarını fark eden insan huzur bulur. Çünkü şükür, insanın kalbini kanaatle doldurur.
Kanaat ise insanı hırstan, kıskançlıktan ve sürekli şikâyet etme alışkanlığından korur. Günümüzde birçok insanın mutsuzluğunun temelinde sürekli daha fazlasını istemek ve elindekilerin değerini unutmak vardır. Şükür aynı zamanda insanın Allah’a olan bağlılığını güçlendirir. İnsan her nimetin gerçek sahibinin Allah olduğunu fark ettiğinde kibirden uzaklaşır. Çünkü bilir ki bugün sahip olduğu her şey bir imtihandır ve emanet olarak verilmiştir. Bu bilinç kişiyi daha mütevazı, daha paylaşımcı ve daha merhametli yapar.
Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda şükrün en güzel örneklerini görürüz. O, en zor zamanlarda bile Rabbine hamd etmiş, bollukta da darlıkta da şükretmeyi bırakmamıştır. Hatta geceleri uzun uzun ibadet ettiğinde kendisine neden bu kadar yorulduğu sorulunca, Şükreden bir kul olmayayım mı buyurmuştur. Bu söz, şükrün sadece nimet anında değil, hayatın her döneminde gerekli olduğunu göstermektedir. Şükür insanın ruhunu iyileştirir.
Sürekli şikâyet eden insanın kalbi daralırken, şükreden insanın gönlü ferahlar. Çünkü şükür, insanı umutsuzluktan uzaklaştırır. En zor günlerde bile hâlâ sahip olunan güzellikleri fark etmek kişiye güç verir. Bazen bir bardak suya ulaşabilmek, bazen bir dostun varlığı, bazen de edilen bir duanın huzuru bile şükür sebebidir. Unutulmamalıdır ki şükür, nimetin bereketini artıran manevi bir sırdır. İnsan şükrettikçe kalbi huzur bulur, huzur buldukça hayatın güzelliklerini daha fazla görmeye başlar. Çünkü şükür eden insan sadece gözüyle değil, gönlüyle de görmeyi öğrenir. Ve gönlüyle görebilen insan, en küçük nimette bile büyük bir rahmet hisseder.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.