Kalabalıkta birey neden değişir?
“İnsan sosyal bir varlıktır” önermesi çoğu zaman klişe gibi görülür. Ancak stadyum tribünlerine baktığımızda bu cümlenin ne kadar gerçek ve güçlü bir anlam taşıdığını yeniden hatırlayabiliriz. Çünkü tribün, insanın yalnız başına sergilemeyeceği davranışları sergilediği en yoğun sosyal alanlardan biridir.
Derin düşünürsek insan tek başına yaşamak üzere kodlanmış bir varlık değildir. Aileyle başlayan sosyalleşme süreci, okulda, iş hayatında ve nihayetinde taraftarlık kimliğinde yeni aidiyetler üretir. Zamanla bu aidiyetler bir ihtiyaç olmaktan çıkar, kimliğin merkezine yerleşir. Artık kişi “ben kimim?” sorusuna verdiği yanıtı, tuttuğu takımla birlikte tanımlar. Tam da bu noktada kitle psikolojisi devreye girer.

Tribünde birey, birey olmaktan kısmen vazgeçer. Kendi değer yargıları, ahlaki sınırları ve kişisel kontrol mekanizmaları geri planda kalır. Yerine, ait olduğu kitlenin ortak aklı ya da çoğu zaman ortak dürtüsü geçer. Kitle psikolojisinin en çarpıcı etkilerinden biri, bireyin sorumluluk duygusunun kalabalık içinde dağılmasıdır. Tribünde yer alan kişi, yaptığı eylemin sonuçlarını tek başına üstlenmeyeceği düşüncesine kapılır. Bu anonimlik hissi, bireysel denetimi zayıflatırken davranışların sınırını da esnetir. Küfür etmek daha kolay hale gelir, şiddet içeren tepkiler meşrulaştırılabilir ve normal koşullarda aşılmayacak sınırlar kalabalığın etkisiyle ihlal edilebilir. Böylece kişi, yalnızken asla sergilemeyeceği tutum ve davranışları, kalabalığın parçası olduğunda sıradan ve kabul edilebilir görmeye başlayabilir.
Bu yüzden tribünde ortaya çıkan davranışları tek tek bireylerle açıklamak çoğu zaman yetersiz kalır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.