• BIST 2.803,10
  • Altın 1033.512
  • Dolar 17.9498
  • Euro 18.3796
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 30 °C
  • İzmir 33 °C
  • Konya 29 °C

Edebiyat Üzre

Zeynep OKUMUŞ

Şimdi bana bir kağıt ve bir kalem verin. Size bir uygarlığın yıkılışını, bir neslin tükenişini, bir çağın kapanışını, bir ömrün nasıl yitip gittiğini anlatayım.  Ya da elinize bir kitap alın. Alın, alın. Sayfalarda teker teker gezinsin elleriniz. Narince dokunun ona, incitmeye korkarcasına. Bir cümle okuyun şimdi. O cümlede belki bir ömür saklı dostlarım. O cümleye belki dünyalar sığmış, belki yaşlar düşmüş, belki bir aşk geçmiş üzerinden fırtına gibi. 

İşte bugün satırlarımda bize eşlik edecek iki kelime; Edebiyat Üzre. 

Yunus Emre’nin hocası Tabduk’un dergahının kapısında yazar; Edep Ya Hu! Edep, terbiye demektir. Benim fikrimce edebiyat da insanın bir dünya kağıt ve mürekkeple yoğurulup terbiye edilmesidir. Bir kitap okursunuz, ve siz farkında değilsinizdir ama o kitap hayatınıza ince dokunuşlar yapar, bazı frekansları değiştirir ve bilinçaltınızdaki tablonuza yeni renkler ekler. İşte bundan dolayıdır; edebiyat bir çağı kapatabilir, o çağın kapatılışı yine edebiyat olur, alıp okuyana ilham olur ve yine edebiyat olur. Alın size paradoks. Kıyamete kadar sürecek bir döngüdesiniz. Hoş geldiniz dostlarım. 

Hiç, bir romanın içinde kayboldunuz mu? Edebiyat duygudur. Duyguları anlamadan yaşayamazsınız. Edebiyat size duyguları yaşatır. Bir bakmışsınız ana karakter olmuşsunuz. Eriyen ruhunuz sayfalarda canlanmış. Her kitabın da bir ruhu vardır aslında. Siz hece hece kaybolurken kitap kendi ruhunu size bahşeder. Bir olursunuz. Olur ya, bazen bir kitap karakterine aşık da olabilirsiniz. Aşk kutsal bir duygudur dostlarım. Dedim ya; edebiyat duyguları size yaşatır, nasıl anlayacağınız size kalmış. 

Edebiyat, cevabı eksik olan bir sorudur. Bir kelime ile edebiyat yapamayacağınız gibi edebiyatı da anlayamazsınız. Sanıyor musunuz ki, ben edebiyatın ne olduğunu biliyorum? Ben edebiyatı sadece, edebiyatın da beni tanıdığı kadar tanıyorum. Siz kendinizi edebiyata nasıl tanıtıyorsunuz? 

“21 yıl bir Jan Valjan hayatı” der Cemil Meriç, Bu Ülke’sinde. Siz yıllarınızı hangi edebi karaktere harcıyorsunuz? Ben kimi zaman Halide Edip’in Ayşe’sinde ararım kendimi, kimi zaman Livaneli’nin Maya’sında. Şimdi söyleyin bana, siz kendinizi edebiyata nasıl tanıtıyorsunuz? 

Edebiyat ressamdır dostlarım. Bazen çok keskin fırça darbeleri atar hayat denen kronolojik tabloya. Bazen hafif hafif, sıcacık dokunur geçer. 

Dedim ya; o edebiyat ki, bir çağ kapatır başka bir çağ açar. Hangimiz Şehzade Mehmet kadar kitap okuduk? Edep olmadan “Fatih” olunur mu? Unutmayın; çağlar devletlerin yıkılmasıyla değil, fikirlerin değişmesiyle değişir. Batıya insan haklarını getiren Fatih’e bu fikri kim getirdi? 

O edebiyat ki; bir ömre ömür olan, sona kadar kalan tek dosttur. Özellikle iyi bir kitap en iyi dosttur. Hayatın büyük kederlerini yenmek için kaçılacak gizli bir mağara, ardına sığınılacak güneş yeleli bir aslandır bana sorarsanız.

Edebiyat benim bütün benliğimle sarıldığım; semalarında özgürce kanat çırptığım bir boyut, bambaşka bir alem. Bazen kanayan yaram, bazen kalbime esen merhem gibi bir meltem. 

Dostoyevski’yi tanırsınız. En azından adını bir kez duymuşsunuzdur. O edebiyata sığınmak nedir bilir. Ölüm cezasına çarptırılıp bir subayın vicdan bulmasıyla yıllarca hapis yatan bu adamın Sibirya yıllarında, yazmak yasaktı dostlarım. Yanında İncil’den başka kitap yoktu. Hayatındaki bütün insanlar teker teker yiterken hiçbir şeyi yoktu. İki şey dışında; kumar ve edebiyat. Öyle ki tabutuna konulan çiçekler bile cenaze bittiğinde onları koyanlar tarafından geri alınmıştı. Şimdi kitaplarını okumak için can atıyorsunuz. Siz aslında bu kitapları okurken Dostoyevski’nin acılarına tanıklık ediyorsunuz. Çünkü; o edebiyat ki bir ömrün nasıl yitip gittiğini, ömrünüze ömür katarak anlatıyor. 

Edebiyat üzre dostlarım. Daha nice satır başları ekler, abiyeler giydiririm cümlelerime. Kafa karıştırmaya gerek yok. Şimdi siz bir kağıt ve kalem alın elinize. Durmayın öyle, alın! 
İçinizdeki Lavinia’ya şiirler yazmanızı istiyorum sizden. 

“Sana gitme demeyeceğim 
Üşüyorsan ceketimi al.”

Isıtın kalbinizi kaleminizle. Bu kelimeler bir tek size ait. Şimdi siz çağlıyorsunuz sayfalarınızda. Siz edebiyat oldunuz artık. 

“Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal.” 

Bir bakın kendinize. Neler geçiyor aklınızdan? Burada kimse sizi yargılayamaz. Kendi boyutunuzda, kendinizlesiniz. Her şeyden öte kendinizsiniz. Yalnız mı bırakacaksınız benliğinizi? 

“Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme, Lavinia.”

Sayfalarınız hep sizinle olacak. O edebiyat ki, sırlarınızı hep ardında saklayacak. Gitmeyin dostlarım. Okuduğunuz her bir kitapta kendinizi arayın. Satır satır, harf harf dünyaları fethedin. Asır asır gömülün tozlu raflara. Binlerce ülke keşfedin. Şimdi bir ülkenin edebiyatını ondan alsanız ne kalır geriye? Edebiyat insan demektir. İnsan insana edebiyat taşır, insanı insan yapan da edebiyattır. 

Bu sefer sıra sizde, buyurun büyük büyük yazın; EDEBİYAT ÜZRE.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73